728x90 AdSpace

YENİ PİŞENLER

11 Aralık 2018 Salı

SOYKIRIM İKİYÜZLÜLÜĞÜ

  
    
Önceki yazılarımızı okuduysanız birçok emperyalist devletin soykırımına şahit olduğumuzu görmüşsünüzdür. Alman İmparatorluğu, Fransız İmparatorluğu, Britanya imparatorluğu başta olmak üzere, İtalyan, Belçika ve daha birçok batılı ülkenin yapmış olduğu soykırımlar. Ancak zamanında emperyalist güçle, sömürge imparatorluğu oluşturarak zenginliklerine zenginlik katan bu devletler halen başka kıtalardan gelen servetle kendi refah düzeylerini arttırmaktadır.
Sierra Leone Elmas Savaşları

    Zamanında sömürgecilerin eline düşen toplumlar ise şuanda bağımsız devlet olarak lanse edilse de yer altı kaynakları emperyal güçlere peşkeş çekilmiş, elmasın ışığı dışarıya, elma(s)'nın çöpü halka durumunu yaşamaktadır. Büyük Afrika vurgunun da bağımsız (?) kalabilme gücünü gösteren 2 devletten biri olan Sierra Leone ise buna güzel bir örnektir.  




 Dünyanın en çok elmas rezervine sahip 10. ülkesi olurken, dünyanın en fakir 14. ülkesi olarak yer almaktadır. Elmas madenlerinin sahibi ise sadece tek bir aile de toplanır. Hal böyle olunca ülkelerin gelişmesi aydınlanması biraz zaman alır.

 
İngiliz Aborjin Soykırımı

   Burada yer altındaki zenginlikle, yer üstündeki zenginlik zıtlığına girmeyeceğiz. Sadece buradan bir örnekle algı yönetilmesine örnek olarak göstereceğiz.

    Algı oyunlarına en yakın örneği; bağımsız tarihçiler tarafından desteklenen ancak devletler tarafından resmen kabul edilmeyen soykırımlara bakarak bir harita karalayalım.
     Yukarıdaki tablo da belirttiğimiz gibi bağımsız tarihçiler tarafından kabul edilen, ancak devletler tarafından kabul edilmeyen soykırımların harita üzerindeki yerleri gösteriliyor. Mavi ile işaretli olanlar Fransız, Sarı ile işaretli olanlar Alman, Kırmızı ile işaretli olan Britanya, Turuncu ile işaretli yerler ise diğer ülkeler tarafından sömürge haline getirilen ülkeleri işaret ediyor.

Ruanda Soykırımı

  Bir de lobisi kuvvetli olan toplumların, devletlere kabul ettirdiği resmi anlamda tanınan soykırımlara bakalım. Ancak bir soykırımı tüm devletler tanıyamaz. Sadece 10'dan fazla ülkenin kabul ettiği soykırımlar ele alınarak aşağıdaki harita çizilmiştir.

       Bu haritada ise 10'dan fazla ülkenin kabul ettiği soykırımlar görünüyor. Turuncu Rusların yaptığı, Sarı Almanların yaptığı Kırmızı ise Türklerin yapmış olduğu soykırımlar olarak kabul ediliyor. Morlar ise diğer ülkelerin yapmış olduğu soykırımlar.


Bir bakıma 1. dünya savaşından yenik ayrılan Almanya ve Türkiye ile birlikte eski komünist blok ülkeleri Rusya ve Çin  dünyadaki soykırımın tam tamına %80'ini oluşturmakta. Diğer kalan soykırımlar ise Burundi, Ruanda ve Guatemala hariç hepsi Müslüman devletler tarafından yapılmakta. Irakta Saddam, Bangladeşte Pakistan, Doğu Timor'da Endonezya.
 
      Emperyal güçler tarafından kabul edilen, lobisi güçlü olan toplumlar tarafından diğer ülkelere kabul ettirilen soykırımların, olup olmadığı hakkında bir yorumda bulunmayacağım. Bu tarihçilerin işi. Ancak günümüzde en büyük ekonomiye sahip olan 10 ülkeden 7'sine sahip olan Batılı ülkeler, sömürgeciliği kuran bu ülkelerin(Fransa, Britanya, İtalya vs.) hiç bir soykırıma girmeyip, Dünya savaşında bu ülkelerin tüm soykırım işlediğine inanmak insana komik geliyor.
Kamboçya Soykırımı

   Bir de bağımsız tarihçilerin kabul ettiği soykırımlar ile o dönem ki toplumların nüfusu ile şimdiki nüfus arasındaki farkı görünce yapılan büyük katliamların isimleri ve failleri başka ülkelere atılıyor gibi görünüyor. Türkiye'nin daha doğrusu Osmanlı devletinin yapmış olduğu katliam olarak gösterilen Yunan Soykırımı, Ermeni Soykırımı ve Süryani soykırımı listelerde yer alırken, 1490 yıllarında (dünya nüfusu 280 milyon tahmini) 28 milyon olan Kızılderililer (o dönemki dünya nüfusunun %10'una tekabül) günümüzde 1.5 milyonken bu bir soykırım olmuyor. 1800'lü yılların başında Avustralya yerlisi aborjinlerin nüfusu 400.000 olarak lanse edilirken şuanda da aynı rakamlarda olması gerçek anlamda soykırıma uğramadan bu toplumların bu kadar azalması baya bir ilginç geliyor. Bu arada aborjinlerin nüfusu aynı kalmış ne var bunda gibi bir soru kafanızı kurcalarsa 1800 yılının başlarında dünya nüfusunun 1 milyar olduğu şuanki tahmini nüfusun 7.4 milyar olduğunu görebilirsiniz. Ortalama dünya nüfus artışına sahip olsaydı bu topluluklar günümüzde Kızılderili nüfusu 700 milyon, Aborjin nüfusu da 3.5 milyon olacaktı.
Cezayir Soykırımı

    Bu iki verdiğimiz örnekte uzak kıtalar olduğundan dolayı rakamlar size biraz farazi gelebilir. Daha yakın tarihe geçtiğimizde Libya ve Cezayirdeki kıyımlar ve Afrikada ki isyanlarda 10 milyondan fazla insanın öldürüldüğü görülebilir. Hepsinden ilginci ise resmi devlet kayıtlarında bulunan bu soykırım belgeleri, fotoğraf belgeleriyle birlikte internette bile kolaylıkla bulunabiliyorken bu ülkelerin soykırım yaptıklarını inkar etmeleri.


Nitekim Sarkozy ''Biz tarihimizde hiçbir şiddet olayına başvurmamız. Laikliği dünyaya hediye eden bir toplumuz demiştir.'' Ancak laikliği ülkeye benimsetirken bile Vendee katliamında 600.000 ile 800.000 arasında Frank halkını katletmişlerdir. Eski cumhurbaşanı Mitterand ise Ruanda için ''O tip ülkelerde katliam olması çokta önemli değil'' gibi sözler sarfetmiştir.

    1400-1900 yılları arasında Amerikan yerlilerini öldürerek, kıta da yeni düzen yapan batılılar, Aborjinleri katlederek dünyanın en büyük elmas rezervine sahip Avustralyayı ele geçiren İngilizler, yine elmas yataklarına, altın ve petrol yataklarına sahip zengin Afrika kıtasını ele geçiren batılılar varken , Türklerin yaptıkları katliamlar lafı oldukça iki yüzlülük olarak gelmektedir.


Daha da ayrıntılı rakamlara bakmak isterseniz. Aşağıdaki linklere tıklayarak ülkelerin katliam sicilini görebilirsiniz.



 

SOYKIRIM İKİYÜZLÜLÜĞÜ
  • Blogger Comments
  • Facebook Comments

0 yorum:

Yorum Gönder

Item Reviewed: SOYKIRIM İKİYÜZLÜLÜĞÜ Rating: 5 Reviewed By: imza imza
Top